BURASI BİZİM ŞEHİR;

HOŞ GELDİNİZ

wp-1477868705119.jpg 

YAZMAK BENİM İÇİN KARALAMALARLA BAŞLADI

DAHA SONRA BUNUN BİR KARALAMADAN ÇOK TUTKU OLDUĞUNU FARKETTİM

YAZDIKÇA NEFES ALDIĞIMI HİSSETİM

BUDA BENİ DAHA ÇOK KARALAMAYA İTTİ

KİMSİN DİYE SORDUKLARINDA RAHATLIKLA   ANNEYİM ,EŞİM VE KARALAMACIYIM DİYEBİLİYORUM

 

YAZDIKLARIM HİÇ KİMSENİN İŞİNE YARAMASADA BENİM İŞİME YARIYOR

BENDEN SONRA

“SÖZ UÇAR YAZI KALIR”

MİSALİ EVLATLARIMA KALACAK OLACAK BİRKAÇ KARALAMANIN OLDUĞUNU BİLMEK

VE BU KARALAMALARIN ONLARIN HAYATINA IŞIK TUTACAGINI DÜŞÜNMEK BUGUN BENİ HUZURLU KILIYOR

BU HUZUR BENİ DAHADA KARALAMAYA İTİYOR

BELKİ HİÇ BİR ZAMAN YAZAR OLAMAYACAĞIM.

(YAZDIKLARIMI YAZARLIKLA DEĞİL KARALAMA İLE DEĞERLENDİRİYORUM.)

LAKİN YAZMAYI ISRARLA DENEYECEĞİM .

 

Şehir şehir; Bizim şehir

Yeni dizaynı ile şehir şehir bizim şuracıkta;

 

Reklamlar

İş tutuş şekillerimiz

Vatan haini;
“Vatanın yüksek çıkarlarını hiçe sayarak onun aleyhinde iş gören kimse”

İş tutuş şekillerimizin farklı olması bizi “vatan” dediğimiz toprağa karşı ihanet etmiş durumda bırakmaz.

O yüzden “vatan haini’ dediğimiz insanlara bu kavramı -etiketi- yapıştırırken basiret, feraset ve adalet duygularımızın kalbimize ve aklımıza hükmetmesi için dua etmeliyiz.

Aslı itibariyle bu kelimeyi kimseye “yakıştıracak” lüksümüz de yoktur.

Bizim medeniyetimizde “münafıkların” dahi ismi açık açık söylenmemiştir.

Durum böyleyken canımız her sıkıldığında ve kafamız her attığında ya da nefsimiz her istediğinde “vatan haini” yaftalaması ile insanları zan altında bırakmaktan itina ile kaçınmalıyız.

Karşımızdaki insanları “yaftalamadan” önce onlarla konuşmaktan, iletişim kurmaktan ve daha iyi empati yapmak gerektiğinde ise tartışmaktan kaçma lüksümüz yoktur.

Birilerinin “maşası olmak” ile “vatan haini” yaftasını pratik kullanım da çok defa ‘karıştırır” olduk.

Bu karıştırma hallerimiz ile son dönemlerde “vatan haini” kelimesini “çok sık ve çok rahat kullanır.” olmamız diğer insanların konuşma cesaretini kırmaktan başka hiçbir işe yaramamaktadır.

Ve dahi vatan haini yaftaları yüzünden müslümanlar arası güven sorunu oluşmakta ve hatta paronoya denilebilecek bir seviye de birbirimize kuşku ile bakma cüretini göstermekteyiz.
Birbirimizin sadece iş tutuş şekli farklılarından dolayı “birçok hayrın içinde var olmaktan kaçınır”olduk.
Bu da sadece şeytanın ve şeytanlaşmış insanların işine yaramaktadır.
Biz ise “sadece Allah rızası güdülerek yapılan ümmet işlerinde” olmama ayıbı ile kendi egolarımızı firavunlaştırmaktayız.

Ümmetin neferi olarak “vatan haini” yaftasını gelişi güzel kullanarak insanların cesaretini kırdığımızda ise bize akıl, gönül ve davranış olarak faydası olacak olan insanları küstürebiliriz.

Bize akıl, gönül ve dahi davranış anlamın da destek olacak kişileri çevremizden uzaklaştırdığımız taktirde yanlışa meyletme ve yanlış davranma olasılığımız yükselir.

Bu da esasta bize ve bizim davamıza gönül vermiş insanların bizden uzak oldukları dönemde çevremizi şakşakçıların kaplaması riski ile beraber yaşamamızı sağlar.

Böyle olunca da yapacağımız bir çok davranış bizi davamızdan fersah, fersah uzaklara savurur.

Çok zararlı ve sıkıntılı süreçlere götürür.

Bu sırada müslümanlar arasındaki oluşan bu türden yaftalamalar ve ihtilaflar yüzünden dışımızda bizi izleyen insanların “müslümanca yaşamaya” soğuk bakmasına da yol açabiliriz.

Ümmetin bir neferi olarak bunun vebali de bizim üzerimizedir.

O yüzdendir ki halkın oyunu ve desteğini almış bir başkan dahi olmamız.

“Vatan haini” kelimesini gelişi güzel

kullanma lüksünü bize vermez.

Dip not 1;

Derin dünya politikasının maşası olmuş olan cemaat ve kanaat önderlerini tabiki bu meseleden ayrı tutmaktayız.

Lakin bir çok nokta da ve hayatın içinde çoğu zaman maşa olarak kullanılanlara dokunmaz yada dokunamaz iken hasbelkader bu işin içinde olanları yargı sürecinde yıpratıyor isek bunun tek bir anlamı vardır.

Kendi ayaklarımıza sıkıyor.

Kendi elimizle ipi kendi boğazımıza geçiriyoruzdur.

Dip not 2;

*Dost acı söyler.” gerçeğinden yola çıkarak yazmaya, konuşmaya çalışanlara bir kulp ve yafta yakıştırmadan önce bir dönüp bakmak lazımdır.

Hem kendimize

Hem aynaya

Hem de laf edene

Zaten bu üç unsura bakanın bakışı görecektir.

“Dost acı söylemiştir.”

Neden söylemiştir.

Durup biraz bunu akletmek gerekmektedir.

Dip not 3;

Bu yazıyı yazan bir vatan haini değildir.

Sadece Rabbe kul olmaya çalışan bununda “zulme zulm” demekle alakalı olduğunun farkında olan bir fanidir.

Çanakkale ruhu

EVET EVET BİGALIYIM.
ÇANAKKALE BİGA
ŞU SOKAKLARINDA KAN GÖVDEYİ GÖTÜRDÜĞÜ İLÇEDEN,
ŞİMDİ GİDİN AMA ÖZELLİKLE BİR DÜĞÜN GÜNÜ GİDİN.

BAHÇELERDEKİ KASA KASA İÇKİ ŞİŞELERİNİN DEVRİLİŞİNİ VE BUNUN DÜĞÜN EVİ İÇİN BİR GURUR OLDUĞUNU SEYREDİN.
O YÜZDEN KİMSE LÜTFEN PROFİLİNDEN ÇANAKKALE EDEBİYATI, ÇANAKKALE RUHU DİYE EDEBİYAT YAPMASIN.

YAPABİLİYORSANIZ.
DARULŞAFAKA ÖĞRENCİLERİNİN
(Kİ TAMAMI ÇANAKKALE DE ŞEHİT OLMUŞTUR.)
BİZİM EVLATLARIMIZ YAŞINDA İDİLER.
ŞİMDİ BİZDE YOLDA EVLATLARIMIZI ÇEVİRELİM.
ONLARA DARULŞAFAKA ÖĞRENCİLERİNİN NEDEN SEBEP ŞEHİT OLDUKLARINI ANLATALIM.
ÇANAKKALEYİ;
ÇANAKKALE RUHUNU VE DAHİ BİRBİRİNE BIÇAK ÇEKMENİN, BİRBİRİNE ANA AVRAT KÜFÜR ETMEMENİN MEZİYETİNİ,
BİZ ÇANAKKALE RUHU İLE MODERN DÜNYAYI KAYNAŞTIRMA ÇABASI İÇİN ŞEHİT VERMEDİK.

(BEN İLK ÖRTÜNDÜĞÜMDE EN FAZLA ÇANAKKALELİLERDEN TEPKİ ALMIŞTIM.

“DİNDAR OL.
LAKİN ABARTMA”

BABINDAN UYARILARI YAPARKEN HİÇTE KİBAR DEĞİLLERDİ.
ABARTMA OLARAK GÖRDÜKLERİ İSE TESETTÜRÜME DİKKAT ETMEK VE TOKALAŞMAMAKTI.)

Cinslerin Düellosu

Kadın ve erkek dünyanın vazgeçilmez ikilisidir.
Hz. Adem ve Havva’dan beridir Birbiriyle ile imtihanı olsunlar. Birbirleri vesilesi ile cennete gitmesi gereken varlıklardır.
İnsanın “cins” halleri

Birbirlerinin cennet sebebi olmak var iken birbirine dünyayı dar eden “cennet yolculuklarını” çileye dönüştüren cinsler;
Kadın ve erkek

İnsan, insan cinsleri ve ilişkileei üzerine yazmak hep istedim.
Toplum baskısı ne menem bir şeymiş ki bu konuda yazmak olgunluk yaşlarıma nasip oldu.

İnsanın “cins” üzerinden hayatı okuması; hayatında yaşayabileceği bir çok güzelliği heder etmesine sebep olabiliyor.
İnsan hayatı cins üzerinden ve dahi toplumun değer yargıları üzerinden yaşamaya alıştı ise hayatı çileye dönüşebiliyor.
Burada çekmek dikkat çekmek istediğim “kadın cinsi” ya da “erkek cinsi” değildir.

Hangi taraftan olursanız olun.
Karşı tarafı ya da kendi cins tarafınız.
Fark etmez.
Taraf olmadığınız tarafı “başbelası” mantığı ya da ataerkil yakıştırmaları mızla kirletme hakkında katiyen sahip değiliz.
Sahip mantığı ile belden aşağı vuruşlarla hayatı taraflara zindan etmenin mahzur görülecek tarafı yoktur.

İroni

Suratına bir ton kozmetigi sürmeden tikir da tikir topukluyu ayağına geçirmeden ve dahi üzerine belden oturtma kusakli feraceyi geçirmeden bakımlı OLUNMAZ.

Ve birde 8 mart kadınlar günümü unutursan kadın değil “Bacı’ olursun.

(Bacidan bayana kitabında Ahmet kekec beyin yazmayı unuttuğu paragrafı sanal hayat yoluyla ekleyeyim dedim yazı dunyamiza) 😆😆😆😆😆 ironi yapmış hissediyor.

Hijyen derdimiz

Daha ikinci gecedeyiz.
Temiz kıyafet,daha konforlu bir uyku icin sartlarımızı zorluyoruz.
Belki de zorlamalıyız da,
Yanlız bunu yaparken en hafifinden nefsimizin oyununa gelmemeliyiz.
Lavabolarda sıra beklerken dahi hijyen derdindeyiz.
Olmalıyız da.
Lakin iste tam bu nokta “mazlumla aramızdaki muhabbetin ince sınırını yakabilecegimiz an”
Yakaladık,yakaladık
Yakalayamadık.
GECMIS OLA

Kişisel Tarih Kronolojisi

Tam benim yazılarım da yapmak istediğim “kendi tarihi kronolojim” yaşadığım dönem olaylarını yorumlamak

Evet;
Biliyorum o zaman bu bir anı yazısı olacaktır.
Lakin anı yazıları yazmak benim asıl amacım değil ki;

Ben sadece tarihe,yaşadığım, döneme kendi dünyamdan notlar düşmeği hedefliyorum.

Hedefimin farklılığı;
Benim yazılarımı da farklı kılacaktır.
Doğduğunuz yıllardaki resimlere baktığınız da o dönemin özelliklerini yakalarsınız.

Eğer albüme “eğlence olsun” diye bakmıyorsanız.

Eğlence demişken hayatta yaptığım en yanlış işlerden biri de hayata “eğlence” olarak bakmamaktır.

En pişman olduğum şeylerden bir tanesi de budur.
Kendi kişisel problemlerimle ilgili pişmanlıklarının oluşu bugün canımı çok yakar.

Herkesi her şeyi çok “ciddiye alıyor” olmak

“Yazmak mı ?”

güzel olan yoksa;

“Yazar olabilmek mi?”

Bir yazar için cevaplaması zor sorular.

Çocuklarım için uzun süredir yazdığımı fark ettim.

Birikmiş ne çok anıları var.

Bir an önce onların defterlerini yazmam gerekli derken.
Kendimi kendin için yazarken buldum.

Belki de yukarda sordugum soruların benim için cevabı budur.
Ben kendim için yazıyorum.

Yazmak için yazmak

Yazmanın,yazabilmenin iyileştirici bir yanı var.

Bunu öğreneli çok oldu.

Lakin kendimle ilgili kendime dönük yazmamım vaktinin geldiğini hissetmem “yakın bir tarihe” denk düşüyor.

Yürek ister.
İnsanın kendini yazması

İnsanın kendini yazması biraz da iyileşmesi ile orantılıdır.

İnsan iyileştikçe kendine ait cümleri daha bir cesurca kurabilir.

Yazmak,yazıyor olabilmek iyileşme ile gelişen patalojilerdir.

Şu an yazdıklarım yanlışsa bile yanlıştan dönme yanımı seviniyorum.

Yanlış olan cümlelerinizi silerek,

Yenilerini daha doğru kelimelerle daha güzel cümleler kurarak bir bakıma iyileşme serüveninize katkı da bulunabilirsiniz.

Yeter ki heyacanımız taze kalsın.